O AN, BÜTÜN DÜNYAYI KURTARMAK İSTEDİM…

Araklı Haber

Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
NÖBETÇİ ECZANELER
Sesli okuma özelliği ile bu haberin başlık ve kısa özetini sesli olarak dinleyebilirsiniz. SESLİ OKU OKUMAYI DURDUR

O AN, BÜTÜN DÜNYAYI KURTARMAK İSTEDİM…

kategorisinde, 03 Eyl 2018 tarihinde yayınlandı
O AN, BÜTÜN DÜNYAYI KURTARMAK İSTEDİM…

Bu sabah her zamanki gibi kitabımı koltuğuma sıkıştırıp, bir gölgeye çekmek için masayı kavradığımda, tam masanın ayaklarının yanında uçmaya çalışan bir kelebeğe gözüm ilişti. Gri kanatlarının üzerinde siyah benekler vardı.
Masayı çekmeyi bırakıp, uçmasını bekledim bir süre.
Her uçmaya yeltendiğinde ayaklarının yerden kesilmediğini, görünce merak edip, yakından baktım.
Ayaklarından birine takılmış örümcek ağı ve ağın sardığı küçük çöpler ağırlık yaptığı için kelebeğin havalanamadığını fark ettim.
Ne yapabilirim diye düşünürken kelebek hareket ettikçe hareket eden ağın bir yerinden tutup kaldırdım. Uçmaya yeltenen kelebek ayaklarını kurtarır ve uçar sanmıştım ama olmadı. İyice sarılmış demek ki örümcek ağı ayaklarına.
Kelebeği masanın üzerine koyarak ayağını ağdan kurtarmaya çalıştım. Uzun bir uğraştan sonra örümcek ağından ayağını kurtarmıştım ama kelebek hareket etmiyordu.
Üzüldüm. Kelebeğe zarar verdiğimi düşünüyordum ki kelebek önce antenlerini, sonra ayaklarını ve sonra da kanatlarını oynatmaya başladı İçimi umut kaplamıştı birden. Bir iki kıpırdanıştan sonra, yürüyerek bir kaç santim yol aldı, sonra da ayağındaki prangadan kurtulduğunu hissetmiş olacak ki uçup gitti.
İnanılmaz bir mutluluk yaşadım. O gönül huzuru ile dönüp kitap okumaya başladım.
Tam kitabın konusuna kendimi kaptırmıştım ki bir şey oldu.
Kitabımın yirmi-yirmi beş santim kadar ötesine az önce örümcek ağından kurtardığım kelebek konmuştu.
Kollarıyla başını, başından çıkan antenlerini okşuyor, gözüme bakarak sevinç hareketleri yapıyordu sanki.
Önce sevincine ortak olmak için parmaklarımla dokunmak geldi içimden. Uçmasından çekinip vazgeçtim. Bir süre öylece izledim.
Bir kelebeğin canını kurtarmış olmanın verdiği hazzı yaşadıkça, bombalar yağdırarak çoluk çocuk, kadın erkek, yaşlı genç milyonları öldürenleri düşündüm bir an.
Yaşatmanın zevkinden mahrum bu güruha önce büyük bir öfke duydum. Sonra da acıdım.
Böyle bir hazzı yaşamamış olduklarını düşündüm.
Tam da iki farklı duygunun etkisini yaşarken Maide Suresinin 32. Ayetini hatırladım.
“İşte bu nedenle İsrâiloğulları’na şöyle yazmıştık: Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkartmaya karşılık olmaksızın, haksız yere bir cana kıyarsa, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir can kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur.”
O an, bütün dünyayı,
Dünyadaki bütün insanları,
Bütün hayvanları
Ve hatta bütün canlıları kurtarmak istedim.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Ertuğrul Özgün
Yorum Yaz